Ana Sayfa E-Posta Form Site Haritası
 
MÜZİK VE SİNEMA YAPIMCILARI SANATÇILARI DAĞITIMCILARI
DERNEĞİ 2006
 

Ben hayır yapıyorum, hizmet ediyorum  
   
 
"Ben hayır yapıyorum, hizmet ediyorum"
"Ben sadece yuları gevşettim"

Ekmek parası kazanmayı, alın terini kolayca harcamayı, emeğin karşılığını çar çur etmeyi hizmet sayanların ve ibadet sayanların aklı dengelerini kontrol etmeleri lazım.

 

Azim Dağıtım ve yan kuruluşları, yüzlerce çalışanı ile yüzlerce şubesi ile gece gündüz durmadan çalışıyor, çabalıyor ve ortaya güzel eserler çıkarıyor.

 


Eli taşı altında olmayan, ortaya çıkan eserlerde hiçbir tuzu bulunmayan bir takım "üç kağıtçı tacirler" ise, bu eserleri herhangi bir ücret ödemeden kamuoyuna sunuyor ve bunun adına da "hizmet" diyor, bunun adına "mücahitlik" diyor, bunun adına "tebliğ" diyor.

"Hadi oradan" derler adama. Bu işin tek adı vardır. "Üçkağıtçılık," "adilik," "sahtekarlık," "hilebazlık,"  ve de "din istismarcılığı." Başka bir izahı olan varsa söylesin, buradan tartışalım.

Piyasada pek çok, "üç kağıtçı tebliğci," kendisini diğer insanların üzerinde görerek böyle işlere girişiyor, kimi internet sitelerinde, kimileri halka açık mekanlarda, kimileri de çeşitli iş yerlerinde başkalarının malını gasp ederek satış yapıyor.


Allah'ın dininin asla bu şekilde bir hizmete ihtiyacı yoktur. Allah'ın dinini, tebliğ adına, mücahitlik adına, hizmet adına böylesine hırsızlık yaparak ilan etmek, Allah'ın direk gazabına uğramak demektir.

 

Yine aksini iddia edenler varsa, buyursunlar oturalım konuşalım ve yaptıklarının ne kadar büyük bir ayıp olduğunu, gayri insani bir davranış olduğunu, yüzlerine karşı ifade edelim. Belki utanırlar, tabi utanma hissi varsa.

Bu meseleyi bir hikaye ile noktalayayım.


Şeytan bir gün oğlunu yanma almış ve kendisinin ne kadar güçlü olduğunu göstermek istemiş. Bu arada bir de hayat dersi vermek istemiş, yani işini nasıl yapması gerektiğini öğretmeye çalışmış.


Şeytan oğluyla birlikte bir köy evinin önüne çadır kurmuş ve oğluna şu andan itibaren olup bitenleri izlemesini söylemiş.

Akşam olmuş, köylü tarlasından tapanından evine dönmüş, inek dana ve diğer hayvanlarda araziden köydeki yerlerine dönmüşler.


Evin kadını ineğini bir güzel direğe bağlamış ve sağmaya başlamış, adam da odun kınyormuş, adam odun kırmayı bitirmiş ve yere oturarak karısını izlemeye başlamış. Adam dinlenirken kendi kendisine şöyle düşünüyormuş. "Şimdi süt sağılır, bu odunlarla pişirilir, sıcak bir bardak süt içerim, sabaha bu süt yoğurt olur, yoğurdun yarısını sabah tarlaya götürürüm, ayran yapar ve içerim" diyormuş.

Adam bu hayalleri kurarken, inek birden kadına bir tekme savurmuş, kadın bir tarafa, süt

kabı bir tarafa fırlamış.

Adamın bütün hayalleri suya düşmüş. Haliyle öfkelenmiş,, öfkeyle kalkmış ve kadının kafasına baltayla vurarak, "ulan ne yaptın, bir ineği bile sağmaktan acizsin, sen ne işe yararsın" diye söylenmiş. Tabi kadın baltayı yediği için kanlar içerisinde yere yığılmış.

Gürültüye patırtıya kadının akrabaları koşmuşlar, bakmışlar ki kadın yerde, onlar da adama saldırmışlar, "ulan biz sana bu kadını dövesin diye mi verdik," deyip adama saldırmışlar, olayı büyümüş bu sefer kavgaya adamın yakınları karışmış derken, bütün köyü bir kavga gürültü almış yürümüş.


Olup bitenleri şeytan ve oğlu sessiz sedasız izliyormuş. Şeytan oğluna dönmüş ve; "gördün mü olup bitenleri, ben bir şey yaptım mı, herkes birbirine girdi ve ben hiç müdahale etmedim, şimdi bütün suçu bana atacaklar" diyerek şunları ilave etmiş.

"Benim yaptığım şuydu, sadece ineğin ipini, yani yularını gevşettim, ondan sonra olanlar oldu."


Hikaye böyle. Kör şeytan daha ne yapacaktı ki, ineğin yularını gevşetmek, bütün bu hadiselere sebep olmak değil miydi, o ineğe neden ip bağlanır? Her hangi bir zarar vermesin diye.


Kul hakkı yiyerek, başkalarına tebliğ yapıyorum diyerek, insanların emeklerini hiçe saymak, ipi gevşetmektir, yani yuları gevşetmektir. Bu da şeytanın vazifesidir.


Şeytani düşüncelerle, rahmani hizmet yapılmaz beyler ya da bayanlar... Yüzünüzden tebessüm kalbinizden sevgi eksik olmasın ve sırat-ı müstakimde olanlardan olunuz!
 
HÜSEYİN OZTURK / Gazeteci, Yazar
 
 
   

 
 

...Müyader.Org