Ana Sayfa E-Posta Form Site Haritası
 
MÜZİK VE SİNEMA YAPIMCILARI SANATÇILARI DAĞITIMCILARI
DERNEĞİ 2006
 

Hak hırsızlığı: Korsan  
   
 
Modern çağın korsanları artık denizlerde değil!

Geçen yüzyılın başlan, Paris'te bir ilkbahar akşamı. . . Dönemin meşhur bestecisi Claude Debussy, arkadaşlarıyla akşam yemeği için lüks bir restorana gider. Oldukça kalabalık lokantada şık giyimli garsonlar ellerindeki yemekleri servis için koştururken köşedeki ufak sahnede yerini alan orkestra en sevilen besteleri çalıyordu. Yemek bitip, kahvelerde içildikten sonra Debussy ve arkadaşları kapıya yönelirler. Garsonlar birbirine bakıp dururken içlerinden biri Debussy'yi durdur.

'Mösyö' der ' sanırım hesabı ödemeyi unuttunuz'.
'Hayır unutmadım. îşte hesap burada ödendi' diyerek eliyle orkestrayı gösterir meşhur besteci Debussy.

'iyide ne alakası var 'der garson şaşkın şaşkın . Olaya restoran müdürü de dahil olur. Debussy O'na da orkestrayı gösterir ve :

Orkestra deminden beri benim parçalarımı çalıyor. Müşterileriniz benim müziğimle eğleniyor ve böylece lokantanız kazanç sağlıyor. Bunun için benden izin almıyorsunuz ve bir ödemede yapmıyorsunuz. Oysa besteler benim kafamdan ve yüreğimden çıktı. Siz benim müziğimi çalıyorsunuz bende sizin yemeğinizi yiyorum. Şimdi ödeştik mi?

Lokanta müdürü böylesine anlamsız (?) sözlerle ikna olup haklısınız diyecek değildi elbette. Polis çağırdı. Olay Paris mahkemelerinde görülen bir davaya dönüştü. Besteci Debussy mahkemede de kendi ürettiği müziğinde ticari bir mal olduğunu ve bunun telif hakkının ödenmesi gerektiğini savunuyordu. Dava sonuçlandı. Mahkeme bir bestenin icrasının da aynen ticari bir mal yada yemek gibi bir değeri olduğuna hükmetti. Claude Debussy kazanmıştı.

Yukarıda okuduğunuz olay, batıda sanatçının emeğinin hakkını araması ile ilgili hoş bir alıntı'. Aynı şuurun ve hak arama bilincinin ülkemizde de oluşmaya başladığını görmek umut verici. Geçenlerde bir müzisyen dostum röportajında albümlerinin korsan baskısının yapıldığını söylüyor, bu durumdan duyduğu rahatsızlığı ifade ediyordu. Eskiden ' bizim camiada' pek de bu tür endişeler yer almazdı. Son zamanlarda bakıyorum da yollarda, tezgâhlarda korsan albümlerimiz de satılmaya başlamış. Acaba sevinsek mi  (öyle ya eğer korsana düştüyse satış iyi demektir), üzülsek mi? Galiba en doğrusu yazının başında anlattığım örnekte olduğu gibi haklarımızı bilmek ve korumak, takipçisi olmak

Peki bizde durum nasıl?
Bizde bu konuda çıkarılan 1951 tarihli, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu üzerinde en kapsamlı değişiklikler, 1995, 2001 ve son olarak da 2004 de uygulanmış. Yapılan değişikliklerle birlikte kanunun tümünün, müzik kaseti, cd, film, kitap gibi sanat eserleri ile satıcı, üretici, icracı, yapımcı sıfatlarıyla; ilgili olanları etkileyeceğini hatırlatmakta fayda var.


Kanuna göre eser nedir?

Yazıda çokça yer alacağı için önce eserin tanımını yapalım ki kavram yerine otursun. Kanundaki tanıma göre eser;" sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim, edebiyat, musiki ve güzel sanatlar veya sinema eserleri" olarak sayılan her çeşit fikir ve sanat ürünlerini ifade ediyor. Yani kanunun koruma alanına giren eserler ilmi, edebi, musiki, sinema ve güzel sanat eserleridir. Diğerlerine göre musiki eserleri biraz daha fazla bizi ilgilendirdiği için  bu konuyu açalım dilerseniz : "Musiki eserleri bir duyguyu düşünceyi sesle ifade eden ve duyma yoluyla algılanan fikir ürünleridir". Her türlü ilahi, şarkı, opera, türkü, ses ve saz eserleri bir musiki eseridir. Notaya geçirilmediği için bir bestenin korunamayacağını söylemek doğru olmaz. Çünkü korunan bizzat eserin kendisidir.
Peki eser sahibinin hakları nelerdir?
Eser sahibinin mali ve manevi olmak üzere 2 tür hakkı söz konusudur . Mali haklar eserin (1) işleme, (2)çoğaltma, (3)yayma haklarıdır. Manevi haklardan kasıt ise eser sahibinin şeref ve haysiyetini korumaya dönük, (l)kamuya sunma, (2)adın belirtilmesi, ve(3 )eserde değişiklik yapılması gibi haklardır. Şimdi çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum : Mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarruflar yazılı olmalı ve konu edilen haklar ayrı ayrı gösterilmelidir. Aksi takdirde 52. maddeye göre bu işlem geçersizdir. Bu konu hakikaten önemli bir husus. Yapımcının, yayıncının, eser sahibinden(örneğin yazar, bestekar, şair vs.) aldığı 'tüm haklarımı devrediyorum' tarzındaki bir sözleşme aslında geçerli bir sözleşme değildir. Kesinlikle 52 . madde çerçevesinde hangi hakların devredildiği belirtilmelidir. Aksi takdirde yüksek miktarlı tazminat talepleri ile karşılaşılabilir. Şu anda önümüze gelen davaların bir çoğunda ihmal edilen bu hususun olduğunu belirtmek isterim.

Olayı biraz daha açalım. Diyelim ki siz bir müzik yapımcısısınız. Yaptığınız albümde yer alan eserlerin şairinin, bestecisinin adını göstermek eser sahibi olarak belirtmek zorundasınız. Eser sahibinin rızasıyla kendi adı dışında müstear bir isimde koyabilir yada hiçbir ad belirtmeyebilirsiniz de . Ancak tekrarlamakta fayda var, bu hususların eser sahibi ile yapılan sözleşmede yer alması gerekli. Eserde izinsiz olarak bir değişiklik yapılamayacağı gibi eser sahibinin isminde bile değişiklik yapılamaz. Yapılırsa ne olur?Manevi tazminat talebi ile karşılaşılabilir, Hatta enteresan bir Yargıtay kararı örneğinden bahsedeyim: Meşhur Çile bülbülüm çile şarkısını bilirsiniz. Bu şarkının usulüne uygun olmayan bir şekilde okunmasını Yargıtay eserde değişiklik saymıştır.

Ses sanatçılarının hakları
Bir albümün icracısı olan ses sanatçısının da,  gerçekleştirdiği icra üzerinde eser sahibi gibi bir takım hakları olduğunu söylemek isterim.  Bu nedenle eser sahipleri ile icracı sanatçılar arasında yapılacak sözleşmelerin açık ve net olmasında fayda var. Bir eserin izinsiz icra edilmesi eser sahibinin hakkına tecavüz durumunu doğurur, izin almadan bir şarkının okunması sıkıntı oluşturabilir.


Koruma süresi ne kadar?

Eser sahibi hayattayken ve vefatından itibaren 70 yıl boyunca eser üzerinde tasarruf yetkisi hak sahiplerine aittir. 70 yıllık koruma süresinin bitiminden itibaren serbestçe tasarruf edilebilir.
Hayatta her şeyi kanunlarla korumak oldukça zor. insan olarak da vicdani borcumuz ve kul hakkı da yok mudur, ne dersiniz. Öyle ya mahkemeler sadece bu dünyada kurulmuyor ki. . .

Av. ALI OKTAY

alioktay@muyader.org
 
 
 
   

 
 

...Müyader.Org